Birinci Dünya Savaşı yıllarında iktidar piyasaya borç senetleri çıkarmış. Amaç; boşalmış olan hazineyi doldurmak, senet karşılığı halktan borç istemekmiş.
Bunun için İSTİKRAZ MARŞI yazılmış.
“Biz vatan kullarız / Bizde vatan sevgisi var / Bunca senedir akar yaşlar / Onun için arkadaşlar / Her şey onun için / Onun kan ve canlar / Şimdi vatan açtı defter / Bizden ödünç para ister / Bu paralarla yürür asker / Biz verelim hep beraber / Biz verelim düşmanlar utansın / Kuvvetimizden yılsın usansın / Her bir para kurşun ve gülle / Gibi düşman kalbi deler / Ödünç vermeyi bilen erler / Her gün yaşar şeref ile...”
Şimdi de aynı günleri yaşıyoruz. Ne yastık altı diyorlar ne de cep... Halkın cebi delik, cepten delik hala nereden ne alabiliriz peşindeler. Trafik cezaları, içkilere fiyat artışı, her gün akaryakıta zam, enflasyonu TÜİK düşürüyor, halk çok pahalılıktan şikayetçi, maaşlara zam toplantıları yapılıyor, komisyon hükümetin dediği gibi kurulduğundan istediklerini hemen oyluyorlar.
“Sinekten yağ çıkarıyorlar.” Şeytanın bile aklına gelmeyen vergiler koyuyorlar. KDV - ÖTV - DAMGA VERGİSİ – GELİR V. – KURUM V. - BANKACILIK ve SİGORTA MUAMELELERİ V. - ŞAHIS GELİR V. - EMLAK V. - MOTORLU TAŞITLAR V. - ÇEVRE TEMİZLİK VERGİSİ velhasıl 61 vergi türü var. Çok kazanandan çok değil de, az kazanandan çok vergi alınıyor.
İtibardan tasarruf edilmiyor, hükümetin harcamaları, tam gaz ileri giderken, halka hala kemer sıktırılıyor. Bize “ün lazım değil un lazım” diyen halk azarlanıyor. “Geçim derdi insanı mütevazı yapar ve ona hayatın gerçek değerlerini hatırlatır.”
“Vergisini vermeyen millet, alamaz hizmet.” Vergimizi verelim de adaletli olsun. Kamu hizmetlerini karşılamak için toplanan vergiler yerli yerince harcanıyor mu?
Atatürk: “Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan, düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz. Toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz. Ekonomik kalkınma Türkiye’nin hür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin bel kemiğidir.” diyor.
“Herkes gücüne göre vergi verir, hak ettiğini alır.” ise buna kimse itiraz etmez.
Şahin Yılmaz’dan dizeler:
“Nüfusumuz genç ve çocuk / TOY VERGİSİ almak lazım! / Biraz hıyar, biraz cacık / ÇAY VERGİSİ almak lazım! / Vergi saldık oto sapa / Sırada kürek, çapa / Oğlak, kuzu, enik, sıpa / TAY VERGİSİ almak lazım! / Haine övgü düzenden / Parayla haber yazandan / İnsan şeklinde gezenden / VAY VERGİSİ almak lazım! / Sokaktaki danalardan / Şuradaki analardan / Bu veled-i zinalardan / SOY VERGİSİ almak lazım! / Medyadaki arsızlardan / Siyasetteki nursuzlardan / Ülkedeki hırsızlardan / HUY VERGİSİ almak lazım! Ha gayret bu iş olacak / Hazine doldu dolacak / Utanma kim bilecek / ŞEY VERGİSİ alalım.”
Günün vergileri ile kimi MARŞ yazar, kimi ŞİİR yazar. Vergilerden bunalan, deliren halk ne yapacak bekleyip göreceğiz...
ÇILDIRMAYA AZ KALDI.

