Eğitimin temel görevi, düşünen, sorgulayan, soran, eleştiren, öğrencinin ilgi, yetenek, beceri ve hayallerini keşfedip onların gelişmesini sağlayan, ülkesine iyi insan, iyi yurttaş yetiştirmektir.
Ama gelin görün ki 1966-73 yılları arası Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay “Bugünkü okullarda yetişen gençlere ülke yönetimi teslim edilemez. Biz laik okullara karşı imam-Hatip okullarını bir seçenek olarak düşünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleştireceğimiz kişileri bu okullarda yetiştireceğiz.” dedi.
Önemli olan önce ailesi sonra okuduğu okullar çocukları iyi yetiştirmeli, milletine, devletine yararlı yurttaş Atatürk ilke ve devrimlerini içselleştirmiş olmalarını sağlamalıdır.
1980-1989 yılları arası Cumhurbaşkanı olan Kenan Evren ise “İmam-Hatip okullarında iyi eğitim verilen çocuklardan zarar gelmez. Türkiye laikliği dinsizlik olarak anlamış, yanlış tatbikatlar yapmıştır. 1930’lardaki laiklik anlayışını yanlış olarak görüyorum.”
Atatürk 1924 yılında okullarda laik eğitime geçiş kapsamında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu’yla (Eğitim-Öğretimin Birleştirilmesi) birlikte medreseler kapatılır. Laikliği yeni benimseme aşamasında olan bir toplumda din eğitiminin gerekliliğine inanarak medreselerin yerine 29 imam-Hatip okulu açtı. Bir yıl sonra bu sayı 26’ya, 2 yıl sonra 20’ye üç yıl sonra ikiye düştü. 1929-30 öğretim yılında ise öğrenci yetersizliği nedeniyle son kalan imam-Hatip okulları kapatıldı.
Atatürk, Diyanet İşleri Başkanlığı kurarak imam-hatip, vaiz ve yüksek din okulları açılması için meclise kanun teklifi verir. 10 yıl süreli imam-Hatip kursları açıldı. 1949’da bu sayı 8’e çıkarıldı. 1951- 59’da 19, 1962-63’de İsmet İnönü 7, 1965-71’de 46 imam-Hatip okulları açılmıştır.
23 yıldır iktidardaki partide birçok imam-Hatip orta ve lise okulu açmıştır.
80 yıldır sağ iktidarların ülkemizi yönettiği kilit mevkilere imam-Hatip okulu mezunlarının getirildiği düşünülürse ülkemizin geldiği durum ortadadır.
Avrupa’da enflasyonda ve işsizlikte birinci, Dünya Basın Özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 159’uncu, Hukuk Üstünlüğü endeksinde 142 ülke arasında 117.ci, Küresel suç endeksinde Türkiye 193 ülke arasında 10’cu olmuş. 402 cezaevi ve 419 bin tutuklu ve hükümlü ile rekorlar kırmıştır.
Her yıl kadın öldürmede, kaçakçılıkta, mafyalaşmada artış olmuştur. Dinimizin yasaklamasına rağmen içkilere sürekli zam yaparak 2025 içki vergi geliri öngörüsü 172 milyar TL, 2025 yılı 70’lik rakının kendi fiyatı 373 TL, alınan vergi 592 TL toplam 965 TL olmuş, sözde zamlar insan sağlığı düşünülerek yapılmış ama içenler çoğalmıştır.
Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli hedeflerinden biri eğitimde okullaşma oranını arttırmak ve kalite seviyesini yükseltmek istemiştir. “Eğitimli bir toplumun medeni ve müreffeh bir millet olabileceğini, eğitimsiz bir halkın da yoksulluk, zillet ve sefalete sürükleneceğini ifade etmiş, ülkemize iki temel hedef göstermiş “İlelebet payidar olma” ve “Muassır medeniyet seviyesine çıkma” Atatürk “Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası da okuldur...” Gelin görün ki ülkemiz tarikatlar, cemaatlerle dolmuş, zaviyeler, türbeler yeniden açılmış, okullarda iyi insan, iyi yurttaş yetiştirmek zorlaşmıştır.

