Kazım İLHAN
Köşe Yazarı
Kazım İLHAN
 

TOPLUMUN NEFESİ: Derdimiz Çok, Sorgumuz Az

Bugün kendime bir soru sordum: Toplum olarak en büyük derdimiz gerçekten ne? Gençlerimize bakıyoruz… Bir kısmı “Hangi işi severim?” demeden önce, “Hangi iş daha çok para kazandırıyor?” diye soruyor. Kısa yoldan kazanmak, kolay yoldan yükselmek, zahmetsizce bir yerlere gelmek… Peki, emek nerede? Bir de hayatımızın başka bir tarafı var: dedikodu. Olmayanı olmuş gibi anlatmak, duyduğumuza biraz eklemek, başkasının hayatını kendi hayatımızın gündemi yapmak… Bazen kendi hayatımızı yaşamayı bırakıp başkalarının hayatını konuşuyoruz. Emekliler arasında da farklı manzaralar görüyoruz. Gerçekten yalnızca emekli maaşıyla geçinmeye çalışan, ay sonunu nasıl getireceğini düşünen insanlar var. Onların sıkıntısını konuşmak, çözüm aramak elbette hepimizin insanlık görevidir. Ama bir başka tablo daha var. Sabah başlayıp akşama kadar oyun masasından kalkmayan, gününü “gelmeyen taşların” hesabıyla tüketen insanlar… Akşam olduğunda ise memleketin bütün meselelerini çözmüş oluyoruz! Belki de burada hepimizin kendimize sorması gereken soru şu: Biz gerçekten çözüm mü arıyoruz, yoksa sadece konuşuyor muyuz? Hayatımızda olmayan insanlar adına düşünüyor, onların yerine karar veriyor, onların hayatlarını yorumluyoruz. Kendi hayatımıza gelince ise: “Nasıl olsa birileri düşünür.” “Nasıl olsa birileri sorgular.” “Nasıl olsa birileri çözüm bulur.” Sonra da başkasının söylediğinin üzerine bir söz daha ekleyip sohbetimizi tamamlıyoruz. Oysa toplum, yalnızca konuşarak değişmez. Sorgulayan insanla değişir. Üreten insanla değişir. Sorumluluk alan insanla değişir. Kendi hayatına çeki düzen veren insanla değişir. Gençlerimize “çok para kazan” demeden önce, emeğin ve alın terinin değerini anlatmalıyız. Kendimize “geçinemiyorum” demeden önce de hayatımızda değiştirebileceğimiz alanlara bakmalıyız. Ve en önemlisi… Başkasının hayatını konuşmak yerine kendi hayatımıza biraz daha bakmalıyız. Çünkü dedikodu, başkasının hayatından çaldığımız zaman; sorgulamak ise kendi hayatımıza ayırdığımız zamandır. Toplumun nefesi, konuşmaktan çok düşünmeye başladığımız gün değişecektir. Az söz, çok anlam. Az şikâyet, çok sorgulama. Ve biraz daha fazla sorumluluk… Çünkü hayat, başkalarının ne yaptığını konuşarak değil, kendi yaptığımızı sorgulayarak güzelleşir. Çocuklarımızın nefesi, yarının toplumunun nefesidir. — Kazım İlhan Sosyolog / Aile Danışmanı Toplumun Nefesi    
Ekleme Tarihi: 02 Ekim 2026 -Cuma
Kazım İLHAN

TOPLUMUN NEFESİ: Derdimiz Çok, Sorgumuz Az

Bugün kendime bir soru sordum:

Toplum olarak en büyük derdimiz gerçekten ne?

Gençlerimize bakıyoruz…

Bir kısmı “Hangi işi severim?” demeden önce,
“Hangi iş daha çok para kazandırıyor?” diye soruyor.

Kısa yoldan kazanmak, kolay yoldan yükselmek, zahmetsizce bir yerlere gelmek…

Peki, emek nerede?

Bir de hayatımızın başka bir tarafı var: dedikodu.

Olmayanı olmuş gibi anlatmak, duyduğumuza biraz eklemek, başkasının hayatını kendi hayatımızın gündemi yapmak…

Bazen kendi hayatımızı yaşamayı bırakıp başkalarının hayatını konuşuyoruz.

Emekliler arasında da farklı manzaralar görüyoruz.

Gerçekten yalnızca emekli maaşıyla geçinmeye çalışan, ay sonunu nasıl getireceğini düşünen insanlar var. Onların sıkıntısını konuşmak, çözüm aramak elbette hepimizin insanlık görevidir.

Ama bir başka tablo daha var.

Sabah başlayıp akşama kadar oyun masasından kalkmayan, gününü “gelmeyen taşların” hesabıyla tüketen insanlar…

Akşam olduğunda ise memleketin bütün meselelerini çözmüş oluyoruz!

Belki de burada hepimizin kendimize sorması gereken soru şu:

Biz gerçekten çözüm mü arıyoruz, yoksa sadece konuşuyor muyuz?

Hayatımızda olmayan insanlar adına düşünüyor, onların yerine karar veriyor, onların hayatlarını yorumluyoruz.

Kendi hayatımıza gelince ise:

“Nasıl olsa birileri düşünür.”

“Nasıl olsa birileri sorgular.”

“Nasıl olsa birileri çözüm bulur.”

Sonra da başkasının söylediğinin üzerine bir söz daha ekleyip sohbetimizi tamamlıyoruz.

Oysa toplum, yalnızca konuşarak değişmez.

Sorgulayan insanla değişir.
Üreten insanla değişir.
Sorumluluk alan insanla değişir.
Kendi hayatına çeki düzen veren insanla değişir.

Gençlerimize “çok para kazan” demeden önce, emeğin ve alın terinin değerini anlatmalıyız.

Kendimize “geçinemiyorum” demeden önce de hayatımızda değiştirebileceğimiz alanlara bakmalıyız.

Ve en önemlisi…

Başkasının hayatını konuşmak yerine kendi hayatımıza biraz daha bakmalıyız.

Çünkü dedikodu, başkasının hayatından çaldığımız zaman;
sorgulamak ise kendi hayatımıza ayırdığımız zamandır.

Toplumun nefesi, konuşmaktan çok düşünmeye başladığımız gün değişecektir.

Az söz, çok anlam.

Az şikâyet, çok sorgulama.

Ve biraz daha fazla sorumluluk…

Çünkü hayat, başkalarının ne yaptığını konuşarak değil,
kendi yaptığımızı sorgulayarak güzelleşir.

Çocuklarımızın nefesi, yarının toplumunun nefesidir.

— Kazım İlhan
Sosyolog / Aile Danışmanı
Toplumun Nefesi

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vezirkopruozlem.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.