Dezenformasyon; yanlış bilgilendirme içeriğinde, gerçek dışı bilgi kullanılarak bir anlamda manipülasyon.
Sosyal medya; internet üzerinden bireylerin birbirleriyle yaptıkları paylaşımların bütününü kapsayan bir sistemdir.
Sosyal medya dezenformasyonun daha çok artmasına ve olumsuz sonuçlar doğurmasına yol açabilmektedir. Dezenformasyonla birlikte ortaya çıkan toplumsal sorunlar tüm dünya genelinde keskin izler bıraktı. Bireysel anlamda yarattığı psikolojiden demokratik toplumların yaşadığı sorunlara kadar geniş bir yelpazede yol açan dezenformasyon, sosyal medyanın insanlığa tedirginlikler yaratıyor. Salgın, doğal afet, seçim dönemleri, toplumu ilgilendiren konular (eğitim, çevre, sağlık, emniyet vb.) artış gösteriyor.
Ülkemizde sosyal medyayı düzenleyen 5187 sayılı “BASIN KANUNU”, 5237 sayılı “TÜRK CEZA KANUNU”, 5651 sayılı “İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ” ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkındaki kanun varken değişikliklere gidiliyor. Hangisine uyuluyor ki?
“HALK DOĞRU OLAN ÇOK ŞEYİ BİLMELİ, YANLIŞ OLAN ÇOK ŞEYE İNANMAMALIDIR.”
Yapılan anketlerde bazıları A partiyi önde gösterirken, bazıları B partiyi gösteriyor.
İktidar TOKİ eli ile 500 bin konut yapacağız diyerek halktan para topluyor. Muhalefet yapamaz diyor. Siyasette DEM parti ile CHP mi ortaklık yapıyor yoksa Cumhur İttifakı (AKP-MHP) mi?
Okullarda ara tatil 10 Kasım, anma törenleri yapılmasın diye mi yapıldı.
Çocuklar okula tok mu aç mı gidiyor yoksa çantaları dolu mu? Üniversitelere giden 8,5 milyon öğrenci varken şimdi 6,7 milyona düşmüş mü? Yurtlar yeterli mi değil mi? Afetlerde ölenlerin kaderi mi yoksa yönetememek mi? Diplomalar ve okuyanlar değersizleştiriliyor mu? Yurt dışına giden beyinler haklarını alamamaktan mı yoksa daha iyi eğitim yapmak için mi? Havaalanlarına, şehir hastanelerine devlet para ödüyor mu? İnsanlar bir türlü karar veremiyor, iki karar arasında gidip geliyor. Hayatımızda bu kadar olumsuzluğa rağmen AKP %30 oy oranı gösteriyor. NEDEN?
18 milyon öğrencinin %19,2’si açlıktan bayılıyor. Türkiye 37 OECD ülkeleri arasında yemek yiyemeyen aç okula giden öğrencilerin en yüksek oranda iken yaşantımıza mı? Milli Eğitim Bakanının övgülerine mi inanalım?
Beynimiz iki türlü işliyor. DÜŞÜNEN BEYİN, HİSSEDEN BEYİN. Hangisi ile doğru karar verebileceğiz. ZAMAN; bir kuyuya benzer, derin, karanlık, gizemli. Akıp gidiyor. TV’ler aklımızı karıştırıyor. Geriye dönüp bakıyoruz. 23 yıl aynı iktidar.
TARİH; yalnızca geçmişin kaydı değil, insanın kendini anlamaya çalıştığı derin bir aynadır. Aynada kendimizi görürüz.
Jean Paul Roux’ inanıyorum ki bütün tarihçiler, Atatürk olmasaydı ve bilinen eylemini yapmasaydı ortada Türkiye diye bir şey olmayacağını kabul etmektedirler. Çağdaş dünyada M.Kemal kadar önemli ve derin toplumsal etkilerde bulunmuş başka bir kişi tanımıyorum.
100 yıldır fikirleri, devrimleri yaşıyorsa biz onun peşinden ayrılmayalım. Yapılan dezenformasyonlara inanmayalım.
DEZENFORMASYON, artık ulusal güvenlik meselesidir, yalan haber gerçeklerden hızlı yayılıyor

