10 Kasım Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mutafa Kemal Atatürk’ün 1938’de hayatını kaybettiği, Yer: İstanbul Dolma bahçe sarayı saat 09.05 hüzün, gözyaşı ve “en büyük eserim” dediği Cumhuriyeti koruma ve yaşatma kararlığının başladığı gündür. 10 Kasım yas değil mücadele günüdür.
Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak ülkeyi çağdaş medeniyetler seviyesine taşımak, köklü, siyasal, toplumsal, hukuki ve kültürel reformlar gerçekleştirmişti.
Saltanatın kaldırılışı (1 Kasım -1922) Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923) Halifeliğin kaldırılışı (3 Mart 1924) Medeni Kanun’un kabulü (17 Şubat 1926) Kılık, kıyafet ve şapka kanunu (25 Kasım 1925) Tekke, Zaviye ve türbelerin kapatılışı (30 Kasım 1925) Soyadı kanunu (21 Haziran 1934) Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924) Harf Devrimi (1 Kasım 1928) Kadınlara seçme – seçilme hakkı (1930-1934 yılları arası)
Atatürk ayrıca 1923-1938 yılları arası 15 yıl içinde Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını sağlamak amacıyla fabrikalar kurdurtmuştur. Ankara fişek fabrikası (1924) Gölcük Tersanesi (1924 – 1926) Uşak Şeker Fabrikası (1926) Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası (1926-1927) Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926-1927) Bünyan Dokuma Fabrikası (1927) Nazilli basma, Bursa Merinos, Ankara Çimento, İstanbul Otomobil montaj Eskişehir Turhal Şeker fabrikaları ile 46’dan fazla tesis yaptırmıştır.
Bu eserler şimdi ne oldu?
Özelleştirme ve satış adı altında yandaşlara verildi. Çoğu fabrika çalıştırılmak yerine yerlerine çok katlı binalar dikildi. Ve devlet fabrikatör, bakkal değildir dendi.
“TC” kurum ve kuruluşlardan kaldırıldı “Ne Mutlu Türküm Diyene” tabelalardan silindi. Andımız okullarda söyletilmedi.
Tarikat ve cemaatler her köşede yeniden türedi. Devlet dairelerine sızdı. Bakanlıklarda yer buldu.
Devrimleri yaşamdan çıkarıldı. Yönümüz batıya değil, doğuya döndü.
Atatürk’ün “Ey yükselen kuşaklar! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltip; sürdürecek sizsiniz”
Eğitim sistemiyle oynandı din okullara, askeriyeye hastanelere girdi. Okullar sanki camiye döndü. İmamlar derslere girmeye başladı. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri bunların anlayışının gerisinde kaldı.
Bizler yetişen gençlikten yine de umutluyuz. İktidarlar gelir geçer. Yine bağımsızlık, laiklik, hukuk yerine oturur. İnsanlar yine kucaklaşır: Ceyhun Atuf KANSU şiirinde “Bütün bayrakları koklamak isterim / Bütün çiçekleri kokladığım gibi / Serilsin halılar yerine güllerim / Bende çarpsın sonsuz toprakların kalbi” Bütün dünya ona saygı duyarken, içimizdeki bazı aymazlar dil uzatabiliyor.
İngiliz Basını: “Atatürk düşmansız bir Türkiye bırakıp gitti” diyor. Atatürk’ün bıraktığı “Yurtta barış, dünyada barış” sözü bile havada kaldı. Her yer savaş alanı oldu.
“Millet gövde oldu, Ata baş oldu / Taşlar silah oldu, otlar aş oldu / Misli görülmemiş bir savaş oldu / Kovduk yabancıları yurttan dışarı”
BİZE BAYRAĞIMIZI, İSTİKLALİMİZİ, VATANIMIZI BIRAKAN ATAMIZIN AZİZ HATIRASI ÖNÜNDE SAYGI İLE EĞİLİYORUZ.
