Önce öğrencilerimizden başlayalım. İlk-Orta-Lise-Üniversite yıllarında yüzlerce öğrenci sınava giriyor. Biri başlıyor, öbürü bitiyor. Sanki sınav kölesi oluyorlar. Bu sistemle çocuklarımız yetişiyor mu yoksa, değersizleşiyor mu? Harcanan emeğe, zamana, paraya hayallere değiyor mu?
Sınav kazanan öğrenciler değerli, kazanamayanlar değersiz mi? Yetenek-beceri-liyakat yerlerde sürünüyor. Madem öyle; sınavlarda soru çıkmayan dersleri boşa okutmayın. Bana sorarsanız bu dersler çok önemli Müzik, resim, spor, kültür çocukların kendi yeteneklerine göre seçtikleri zevk aldıkları, zaman geçirdikleri dersler.
2026 ÖSYM sınav takvimine baktım yüzlerce sınav var. Yabancı dil sınavından tut da Milli Savunma Üniversitesi Askeri öğrenci belirleme, Tıpta Uzmanlık sınavı, Öğretmenlik Meslek bilgisi sınavı vb.
10 milyon adayı yarıştırıyoruz, milyarlarca lira harcıyoruz, bunlardan kaçını mutlu ediyoruz? Diploma ve sınav odaklı eğitimden vazgeçmeliyiz.
Prof. Dr. Ahmet YILDIZ “Eğitim yalnızca bir düzenleme alanı değil, siyasal ve kültürel iktidar mücadelelerinin düğüm noktasıdır”.
Üniversitelerimizde okuyan milyonlarca öğrencimiz var. Çok az ücretle dış ülkelerden gelen YABANCI ÖĞRENCİLER var. 2002 yılında 76 üniversitemizde 15 bin 17 yabancı öğrenci vardı. Şimdi 208 üniversitemizde 6,7 milyon öğrenci okuyor. Bunların 379 bin 546’sı yabancı öğrenci. En çokta KARABÜK üniversitesinde okuyorlar.
SINAV: Öğrencilerin, adayların veya bireylerin belirli bir konu veya beceri üzerindeki bilgi düzeyini, yeteneğini ve başarısını ölçmek amacıyla yapılan yazılı, sözlü veya uygulamalı değerlendirme yöntemidir.
Bu sınavlarda ne kadar adil olunuyor? Sorular çalınıp vatandaşlara veriliyor mu? Tüm olumsuzluklara rağmen yazılı sınavlarda başarılı olan MÜLAKAT sınavlarında, elinde “bizim partidendir veya arkasında dayısı olan” sınavları kazanıyor, yüksek puanları olsa da sözlü sınavlarda elenen mağdurların suçu ne? Yıllarca oku mülakatta elen oluyor mu?
Eğitim önemlidir, tüm bireylerin anayasal hakkı ve zorunludur. Eğitimle bireyler ve ülkenin yaşam standardı yükselir. Eğitim olmadan bilim, bilim olmadan kalkınma olmaz diyoruz. Ama öğrencileri AT YARIŞINA sokmadan, sınav kölesi yapmadan, eğitimin bileşenleri ile karar vererek okumuşları başımızın tacı yaparak “Eğitim Çin’de de olsa git öğren” “Benim söylediklerim bilimle çelişirse bilimi esas alın” kültürü geçerliyse, öğrencileri spora, sanata, kültür etkinliklerine yönelteceğimiz yerde, sınavlara milyonlarca lira harcayarak hazırlık kurslarına gönderiyoruz.
Üniversitelerden mezun ediyor işsiz bırakıyoruz. Mesleki eğitim veren yerleri çoğaltarak bunların devlet denetimine tabi tutarak, çocuklarımızı ölüme terk etmeden başarmamız gerekir.
Eğitim zorlama, dayatma, puanlarla değil, sevgiyle motivasyonla, anlaşılmakla, ülke ihtiyaçlarına bakarak yeniden düzenlenmeli, çocukları sınav mağduru etmeden eğitimlerini tamamlatmalıyız. “DEMİR NE KADAR SERT OLSA DA ATEŞ ONU YUMUŞATIR”
Öğrencilerimize acı değil, mutluluk yaşatalım. Sınav odaklı eğitim sisteminden vazgeçelim.
