Eflatun “Demokrasinin esas prensibi halkın egemenliğidir. Ama milletin kendi yöneteceklerini iyi seçebilmesi için yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir.” der.
Atatürk baktı ki halkın sadece %5’i okur-yazar. 1935 ‘te 17 bin ilkokul öğretmeni var. İhtiyaç ise 50 bindi. Askerde onbaşı ve çavuş olanları 6 aylık kurstan sonra eğitmen olarak köylere gönderdi. 1937 “KÖY EĞİTMENLERİ YASASINI” çıkarttı. 1939’da üç yıllık “KÖY EĞİTMEN OKULLARI” açıldı. Halkın %81’i köyde yaşıyor, bunların okur yazar olması demokrasinin yerleşmesi için şart olmuştu. 17 Nisan 1940 Köy Enstitüleri açıldı ama temelleri 1938 yılında Atatürk zamanında atıldı.
Hedef köylüyü aydınlatmak, okur-yazar yapmak meslek sahibi olmalarını ve iyi üretici olmalarına yardımcı olmaktı. 1948’te Köy Enstitüsü sayısı 21 oldu. Hedefte “Toprak reformu ve çiftçiyi topraklandırma yasası” vardı.
11 Haziran 1945’te çiftçiyi topraklandırma kanunu kabul edildi.
CHP Milletvekilleri Adnan Menderes, Celal Bayar, Fuat Köprülü, Refik Koraltan yasaya karşı çıkarak CHP’den ayrıldılar. Demokrat Partiyi (DP) kurdular. 1950’de DP iktidar olunca kanun işlevsizleştirildi. Uygulanmadı. Anadolu topraklarının %70’i elinde bulunan toprak ağaları, din tüccarları, ABD Enstitülerinin sonunu getirdi. Adnan Menderes’te toprak ağası idi. DP’si 27 Ocak 1954’te Köy Enstitülerini kapattı. Atatürk’ün yaptıklarını bozanlar, onu anlamamış demektir.
Atatürk sadece anti-emperyalizm değildir. Akıldır, hukuktur, insan onurudur, özgürlüktür. Eğer bir rejim kendi halkını eziyorsa, insan haklarını yok ediyorsa o rejim Atatürkçü değildir.
KÖY ENSTİTÜLERİ KAPATILMASAYDI:
- Köylü aydınlanacak ve topraklanacaktı.
- Demirci, sağlıkçı, arıcı, çeşitli sanatları öğrenecekti.
- Türkiye karanlığa sürüklenmeyecekti.
- Türkiye Finlandiya düzeyine gelecekti.
- Okullarda şiddet olayları yaşanmayacaktı.
- Narin cinayetleri yaşanmayacaktı.
- Okullarda öğrenci ve öğretmen öldürülmeyecekti
Ve Atatürk Kur’an’daki mealen ‘raf -204, Nahl-64 ayetlerinde “Kur’an’ı ancak anlayarak okuyup dinleyene, Allah’ın rahmetinin ulaşacağı belirtildiğine göre, demek ki anlamadan okuyan ve dinleyene, bu rahmetin olmayacağı açıktır. Diyanet İşleri Başkanlığını kurdurmuş, ilahiyat fakülteleri açtırmış. Köylerde Cuma Namazı kılınmadığı için Din İşleri Yüksek Kurulu 1933’te 190 sayılı kararla Cuma Namazının Farz kılındığı ve köylerde kılınmasını Atatürk getirdi.
Cumhuriyet öncesi hutbeler Arapça okunurdu. Ezanla beraber hutbelerde Türkçeleştirildi. 18 yıl süren Türkçe ezan okunması DP tarafından Arapça okutturuldu. Halbuki halkın dinini aracı olmadan anlamasını hutbelerle Atatürk sağlamıştı.
Atatürk ülkenin kalkınması için Cumhuriyetle birlikte fabrikalar kurdu, yollar yaptı.
Şimdi o fabrikaları AKP iktidarı ya özelleştirdi ya sattı. Yollar, köprüler yandaşlara verilmeye başlandı. Cumhuriyetten demokrasiden, laiklikten, ilkelerinden vazgeçilip Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile tek adam sistemine geçildi. “Aynı suda iki kere yıkanılmaz” sözü unutuldu. Tüm olumsuzluklara rağmen 17 kez seçimlerde AKP kazandı. “Biz cahillerden oy alıyoruz denerek eğitim-öğretim gerileştirildi.”
Şimdi ise Atatürk’ün resmini duvardan kaldıran AKP’ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanının sözleri unutulmamalıdır. Atatürk’ü anlamayanlar Atatürk’ün fikirleriyle baş edemeyenler resimlerini kaldırarak onu gönüllerden sileceğini zannediyor.
ATATÜRK ve SONRASINI siz görün ve değerlendirin!...

