Gündemi Değil, Gerçek Sorunları Konuşalım

YEREL (Web Sitesi) - Web Sitesi | 15.07.2026 - 10:28, Güncelleme: 15.07.2026 - 10:39 494 kez okundu.
 

Gündemi Değil, Gerçek Sorunları Konuşalım

Son günlerde kamuoyunda "Kurtuluş Savaşı mı, Milli Mücadele mi?" tartışması üzerinden yeni siyasi söylemler üretilmeye çalışıldığını görüyoruz. Oysa bu tartışmaların ne eğitim camiasına ne de ülkemizin gerçek gündemine bir katkı sunduğunu düşünmüyoruz.
Adına ister Kurtuluş Savaşı diyelim, ister Milli Mücadele... Gerçek değişmez. Anadolu'nun dört bir yanı işgal altındayken milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği bu destansı mücadele hem bir kurtuluş mücadelesidir hem de milli bir direniştir. Emperyalizme karşı verilen ve dünyada benzeri az görülen bu bağımsızlık hareketi, milletimizin iradesini tarihe altın harflerle yazdırmıştır. Bu mücadeleyi yöneten kadrolar da Osmanlı Devleti'nin yetiştirdiği kurmay subaylardı. Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti aynı tarihî devamlılığın halkaları olan Türk devletleridir. Bu gerçeği tartışma konusu yapmak yerine, ülkemizin çözüm bekleyen meselelerine odaklanmak çok daha doğru olacaktır. Bugün eğitim çalışanlarının gündeminde çok daha önemli sorunlar bulunmaktadır. Öncelikle proje okullarındaki yönetici ve öğretmen atamaları kamu vicdanını rahatsız etmektedir. Yazılı sınav başarısı ve hizmet puanı yüksek olan eğitimciler yerine, sendikal tercihler nedeniyle daha düşük puanlı kişilerin görevlendirilmesi, liyakat ilkesini zedelemekte ve çalışma barışını bozmaktadır. Söylemde adalet vurgusu yapanların uygulamada kul hakkını gözetmesi gerekir. Eğitim camiasında yıllardır süren ücret adaletsizliği de çözüme kavuşturulmalıdır. Aynı öğretmen odasında görev yapan öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen, sözleşmeli öğretmen ve ücretli öğretmen arasında oluşan maaş farklılıkları çalışma huzurunu olumsuz etkilemektedir. Kıdem aylığında uygulanan 25 yıllık üst sınır kaldırılmalı, emeklilikte hizmet süresinin tamamı esas alınmalıdır. Uzun yıllar kamu hizmeti veren eğitim çalışanlarının emekleri karşılıksız bırakılmamalıdır. Norm kadro güncellemeleri de yeniden ele alınmalıdır. Öğrenci sayıları ve ders saatlerine ilişkin planlamalar günün ihtiyaçlarına göre revize edilmeli, norm fazlası uygulamaları nedeniyle aile bütünlüğü bozulan öğretmenlerin yaşadığı mağduriyetler giderilmelidir. Son dönemde okullarda artan şiddet olayları ve akran zorbalığı ise eğitim sistemimizin en öncelikli gündem maddelerinden biri olmalıdır. Güvenli okul ortamı sağlanmadan kaliteli eğitimden söz etmek mümkün değildir. Bunun yanında Bakanlığın uygulanmayan mahkeme kararlarını gecikmeden yerine getirmesi ve resen atama süreçlerinde hukukun üstünlüğünü esas alması gerekmektedir. Sonuç olarak, toplumun enerjisini gereksiz tartışmalarla tüketmek yerine, eğitim çalışanlarının ve milletimizin gerçek sorunlarına çözüm üretmek zorundayız. Eğitimde liyakati, adaleti ve çalışma barışını tesis edebilirsek hem kamu hizmetinin kalitesi artacak hem de ülkemiz geleceğe daha güçlü adımlarla ilerleyecektir.    
Son günlerde kamuoyunda "Kurtuluş Savaşı mı, Milli Mücadele mi?" tartışması üzerinden yeni siyasi söylemler üretilmeye çalışıldığını görüyoruz. Oysa bu tartışmaların ne eğitim camiasına ne de ülkemizin gerçek gündemine bir katkı sunduğunu düşünmüyoruz.

Adına ister Kurtuluş Savaşı diyelim, ister Milli Mücadele... Gerçek değişmez. Anadolu'nun dört bir yanı işgal altındayken milletimizin bağımsızlık uğruna verdiği bu destansı mücadele hem bir kurtuluş mücadelesidir hem de milli bir direniştir. Emperyalizme karşı verilen ve dünyada benzeri az görülen bu bağımsızlık hareketi, milletimizin iradesini tarihe altın harflerle yazdırmıştır.

Bu mücadeleyi yöneten kadrolar da Osmanlı Devleti'nin yetiştirdiği kurmay subaylardı. Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti aynı tarihî devamlılığın halkaları olan Türk devletleridir. Bu gerçeği tartışma konusu yapmak yerine, ülkemizin çözüm bekleyen meselelerine odaklanmak çok daha doğru olacaktır.

Bugün eğitim çalışanlarının gündeminde çok daha önemli sorunlar bulunmaktadır.

Öncelikle proje okullarındaki yönetici ve öğretmen atamaları kamu vicdanını rahatsız etmektedir. Yazılı sınav başarısı ve hizmet puanı yüksek olan eğitimciler yerine, sendikal tercihler nedeniyle daha düşük puanlı kişilerin görevlendirilmesi, liyakat ilkesini zedelemekte ve çalışma barışını bozmaktadır. Söylemde adalet vurgusu yapanların uygulamada kul hakkını gözetmesi gerekir.

Eğitim camiasında yıllardır süren ücret adaletsizliği de çözüme kavuşturulmalıdır. Aynı öğretmen odasında görev yapan öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen, sözleşmeli öğretmen ve ücretli öğretmen arasında oluşan maaş farklılıkları çalışma huzurunu olumsuz etkilemektedir.

Kıdem aylığında uygulanan 25 yıllık üst sınır kaldırılmalı, emeklilikte hizmet süresinin tamamı esas alınmalıdır. Uzun yıllar kamu hizmeti veren eğitim çalışanlarının emekleri karşılıksız bırakılmamalıdır.

Norm kadro güncellemeleri de yeniden ele alınmalıdır. Öğrenci sayıları ve ders saatlerine ilişkin planlamalar günün ihtiyaçlarına göre revize edilmeli, norm fazlası uygulamaları nedeniyle aile bütünlüğü bozulan öğretmenlerin yaşadığı mağduriyetler giderilmelidir.

Son dönemde okullarda artan şiddet olayları ve akran zorbalığı ise eğitim sistemimizin en öncelikli gündem maddelerinden biri olmalıdır. Güvenli okul ortamı sağlanmadan kaliteli eğitimden söz etmek mümkün değildir.

Bunun yanında Bakanlığın uygulanmayan mahkeme kararlarını gecikmeden yerine getirmesi ve resen atama süreçlerinde hukukun üstünlüğünü esas alması gerekmektedir.

Sonuç olarak, toplumun enerjisini gereksiz tartışmalarla tüketmek yerine, eğitim çalışanlarının ve milletimizin gerçek sorunlarına çözüm üretmek zorundayız. Eğitimde liyakati, adaleti ve çalışma barışını tesis edebilirsek hem kamu hizmetinin kalitesi artacak hem de ülkemiz geleceğe daha güçlü adımlarla ilerleyecektir.

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vezirkopruozlem.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.