Rüya gibi bir sezonun ardından 27 yıl sonra Avrupa’ya merhaba diyen bir Samsunspor vardı karşımızda. Transfer yasağı kalkmış, Avrupa heyecanıyla sarmaş dolaş, o ilk Avrupa maçını iple çeken bir camiaydık artık. Avrupa’yı garantilediğimiz son Kayseri maçındaki tutku, futbolun uzun zamandır ruhunu kaybetmiş kimliğine can suyu vermişti. Sadece Samsunspor camiası değil tüm spor kamuoyu, bu son üç dakikayı futbolun mucizesi ve bu sporu neden bu kadar sevdiğimizin ispatı olarak kabul ediyordu.
Geride bıraktığımız sezonun futbol coşkusu, yeni sezon için muazzam bir heyecanın kıvılcımı gibiydi. Avrupa maçları ile birlikte lig için konulmuş ilk beş hedefi, 2025-26 sezonu için Samsunspor taraftarlarına tarifi mümkün olmayan coşkular vadediyordu. Nitekim sezon başında UEFA Avrupa Ligi play off maçında, değişmiş ve birçok zorluğu beraberinde getirmiş yeni bilet sistemine rağmen tribünler tıklım tıklım dolu ve hayli coşkuluydu. Hep böyle devam edecek sandık.
Sonra mumun alevi sönüverdi. Nedendir bilinmez tribünler boşaldı. O bir önceki sezon tribün doluluk oranlarında milyonluk taraftarı olan birkaç kulüpten hemen sonra 4. sırada yer alan Samsunspor yeni sezonda ilk 10’a bile giremez oldu. Nedenleri araştırıldı, anketler düzenlendi, analizler yapıldı ama bir şey değişmedi. O kadar ki artık Avrupa maçlarında bile sayılar 20 binlerde kaldı.
Bunun tek bir nedeni yoktu tabi ki. Belki büyükten küçüğe doğru sıralanabilecek bir sürü problem, üst üste dizilerek taraftarla stadyum arasında aşılması zor bir duvar örmüştü. Her türlü engele rağmen tek bir maçı bile atlamayan gerek Vezirköprü gibi en uzak ilçelerden gerek Osmancık gibi il dışından ve gerekse her türlü fedakarlığı yaparak ailecek maçlara gelen nice yüce gönüllü hatırı sayılır bir kitle Samsunspor’u hiç yalnız bırakmadı.
Artık Samsunspor taraftarıyla gurur duymak için Avrupa’da oynanan deplasman maçlarını bekler olduk. Öyle ya Avrupa’nın değişik ülkelerindeki Samsunspor taraftarı öyle güzel organize oluyor öyle güzel temsil ediyorlardı ki Samsunspor’u biz Türkiye’den tüylerimiz diken diken izliyorduk.
Hocamız T. Reis son röportajlarında oyuncularına her şeyden önce futboldan zevk almalarını tavsiye ettiğini ifade ediyor. Biz taraftarlar nicedir hocamızın oyuncularına salık verdiği bu hazdan fersah fersah uzağız. Futbol, endüstriye dönüştüğünden beri keyif olsun diye oynandığı zamanları aratır oldu. Futboldaki puan değil para kazanma hırsı, oyuncuların eğlenceden göreve evrilen bakış açıları futbolu ruhu çekilmiş canlı cenazeye çevirdi. Profesyonel futbolun patronları futbolu gol atmaktan çok yemeyi engelleyen, estetik hazdan çok güç ve hıza dayalı bir müsabakaya indirgediğinden beri taraftarlar stadyumlarda aradığı mutluluğu ve heyecanı mumla arar oldu.
Samsunspor, taraftarı olmadan bir hiçtir. Muja’nın Kayseri’ye attığı gol sonrası yaşanan coşkuyu, futbolcuların gol sonrası taraftarlarla kucaklaşmalarını o geceden çıkarırsanız geriye hiçbir şey kalmaz. Samsunspor boş tribünlere karşı Konferans ligi kupasını kaldırsa Kayseri maç sonu yaşananlar kadar kıymeti olmayacaktır.
Herkesin transfere odaklandığı, eksik bölgeleri doldurmak için telaşlandığı bir dönemde hatırlatmak isterim ki on ikinci adam küskün, on ikinci adam yitik, on ikinci adam kayıp. Telafi edilmesi gereken en büyük mevki tribünlerdir. Bizi zor bir ikinci devrenin beklediği şu günlerde nasıl bir Samsunspor görmek istersiniz?
Ligin ikinci devresinin nasıl geçeceği biraz da bu sorunun cevabında saklı aslında. Taraftarıyla bütünleşmiş her zorluğun üstesinden gelen bir Samsunspor mu yoksa en büyük gücü sermayesi olan Başakşehir modelli ruhu çekilmiş bir Samsunspor mu?

