OBELYA 12.09.2025

Kadına Şiddetle Mücadele: Bir Toplumun Vicdan Sınavı

YEREL (Web Sitesi) - Web Sitesi | 09.03.2026 - 16:58, Güncelleme: 09.03.2026 - 16:58 908 kez okundu.
 

Kadına Şiddetle Mücadele: Bir Toplumun Vicdan Sınavı

Cumhuriyet Halk Partisi Vezirköprü İlçe Başkanlığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili basın açıklamasında bulundu.
Parti tarafından gazetemize yapılan yazılı basın açıklamasında: “Türkiye, 2012 yılında kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir uluslararası adım atarak İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayan ilk ülke olmuştu. Bu adım, kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda ciddi bir insan hakları ihlali olduğunu kabul eden güçlü bir iradenin göstergesiydi. Ancak ne yazık ki 2021 yılında yayımlanan bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen ilk ve tek ülke konumuna düştü. O günden bugüne geçen süreçte, kadına yönelik şiddet vakalarının azalmadığı; aksine toplumun farklı kesimlerinde artarak devam ettiği yönündeki haberler ve veriler kamuoyunda sıkça yer almaktadır. Kadınlar; eğitimli ya da eğitimsiz, meslek sahibi ya da ev hanımı, şehirde ya da kırsalda yaşamalarına bakılmaksızın şiddetin hedefi olabilmektedir. Adalet dağıtan bir hâkimden, sağlık hizmeti veren bir doktora veya sağlık çalışanına; çocuklarımıza eğitim veren öğretmenlerden evinde ailesini ayakta tutmaya çalışan ev hanımlarına kadar toplumun her kesiminden kadınlar şiddete maruz kalabilmektedir. Bu durum, sorunun yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğunu açıkça göstermektedir. Oysa bu ülkenin tarihinde kadınların yeri son derece güçlüdür. Kurtuluş Savaşı’ndan bugüne kadar kadınlarımız cephede, tarlada, üretimde ve toplumun her alanında erkeklerle omuz omuza mücadele etmiş, Cumhuriyet’in kuruluşunda büyük pay sahibi olmuştur. Ancak son yıllarda yapılan bazı yasal düzenlemeler ve uygulamalar, kadınların toplumsal statüsüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirmiştir. Kadınların eşit yurttaşlık hakları konusunda geri adım atıldığı yönündeki endişeler toplumda geniş bir kesim tarafından dile getirilmektedir. Özellikle çocuk yaşta evlilik tartışmaları ve kız çocuklarının eğitimine yeterli önemin verilmemesi, kadınların toplumdaki yerini ve değerini zedeleyen önemli sorunlar arasında görülmektedir. Oysa bir toplumun gelişmişliği, kadınlarının eğitim seviyesi ve özgürlük alanıyla doğrudan ilişkilidir. Eğitimden uzaklaştırılan her kız çocuğu, yalnızca kendi hayatından değil toplumun geleceğinden de çalınmış bir fırsattır. Şiddet, hangi gerekçeyle olursa olsun kabul edilemez bir insanlık suçudur. Ancak kadına yönelik şiddet, hem fiziksel hem de psikolojik sonuçları itibarıyla toplumsal yapıyı derinden sarsan bir sorundur. Bu nedenle kadına yönelik şiddetle mücadelede caydırıcı ve etkili hukuk mekanizmalarının oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Mevcut cezaların daha güçlü ve caydırıcı hale getirilmesi, şiddetin önlenmesinde önemli bir adım olacaktır. Unutulmamalıdır ki kadına yönelik şiddet sadece kadınların değil, tüm toplumun sorunudur. Kadınların kendilerini güvende hissetmediği bir toplumda adaletten, eşitlikten ve demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Kadınların özgür, eşit ve güvenli bir yaşam sürdüğü bir Türkiye, hepimizin ortak sorumluluğudur. Şiddetin her türlüsüne karşı durmak; özellikle kadına yönelik şiddete karşı güçlü bir toplumsal ve hukuki mücadele yürütmek, daha adil ve daha vicdanlı bir toplumun inşası için atılması gereken en temel adımlardan biridir. Çünkü kadınların güvenli olmadığı bir yerde, hiçbirimiz gerçekten güvende değiliz.  Başta emekçi kadınlarımız olmak üzere, hayatımıza değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarız.” İfadeleri yer aldı.  
Cumhuriyet Halk Partisi Vezirköprü İlçe Başkanlığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili basın açıklamasında bulundu.

Parti tarafından gazetemize yapılan yazılı basın açıklamasında:

“Türkiye, 2012 yılında kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir uluslararası adım atarak İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayan ilk ülke olmuştu. Bu adım, kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda ciddi bir insan hakları ihlali olduğunu kabul eden güçlü bir iradenin göstergesiydi. Ancak ne yazık ki 2021 yılında yayımlanan bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen ilk ve tek ülke konumuna düştü.

O günden bugüne geçen süreçte, kadına yönelik şiddet vakalarının azalmadığı; aksine toplumun farklı kesimlerinde artarak devam ettiği yönündeki haberler ve veriler kamuoyunda sıkça yer almaktadır. Kadınlar; eğitimli ya da eğitimsiz, meslek sahibi ya da ev hanımı, şehirde ya da kırsalda yaşamalarına bakılmaksızın şiddetin hedefi olabilmektedir. Adalet dağıtan bir hâkimden, sağlık hizmeti veren bir doktora veya sağlık çalışanına; çocuklarımıza eğitim veren öğretmenlerden evinde ailesini ayakta tutmaya çalışan ev hanımlarına kadar toplumun her kesiminden kadınlar şiddete maruz kalabilmektedir. Bu durum, sorunun yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğunu açıkça göstermektedir.

Oysa bu ülkenin tarihinde kadınların yeri son derece güçlüdür. Kurtuluş Savaşı’ndan bugüne kadar kadınlarımız cephede, tarlada, üretimde ve toplumun her alanında erkeklerle omuz omuza mücadele etmiş, Cumhuriyet’in kuruluşunda büyük pay sahibi olmuştur. Ancak son yıllarda yapılan bazı yasal düzenlemeler ve uygulamalar, kadınların toplumsal statüsüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirmiştir. Kadınların eşit yurttaşlık hakları konusunda geri adım atıldığı yönündeki endişeler toplumda geniş bir kesim tarafından dile getirilmektedir.

Özellikle çocuk yaşta evlilik tartışmaları ve kız çocuklarının eğitimine yeterli önemin verilmemesi, kadınların toplumdaki yerini ve değerini zedeleyen önemli sorunlar arasında görülmektedir. Oysa bir toplumun gelişmişliği, kadınlarının eğitim seviyesi ve özgürlük alanıyla doğrudan ilişkilidir. Eğitimden uzaklaştırılan her kız çocuğu, yalnızca kendi hayatından değil toplumun geleceğinden de çalınmış bir fırsattır.

Şiddet, hangi gerekçeyle olursa olsun kabul edilemez bir insanlık suçudur. Ancak kadına yönelik şiddet, hem fiziksel hem de psikolojik sonuçları itibarıyla toplumsal yapıyı derinden sarsan bir sorundur. Bu nedenle kadına yönelik şiddetle mücadelede caydırıcı ve etkili hukuk mekanizmalarının oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Mevcut cezaların daha güçlü ve caydırıcı hale getirilmesi, şiddetin önlenmesinde önemli bir adım olacaktır.

Unutulmamalıdır ki kadına yönelik şiddet sadece kadınların değil, tüm toplumun sorunudur. Kadınların kendilerini güvende hissetmediği bir toplumda adaletten, eşitlikten ve demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Kadınların özgür, eşit ve güvenli bir yaşam sürdüğü bir Türkiye, hepimizin ortak sorumluluğudur.

Şiddetin her türlüsüne karşı durmak; özellikle kadına yönelik şiddete karşı güçlü bir toplumsal ve hukuki mücadele yürütmek, daha adil ve daha vicdanlı bir toplumun inşası için atılması gereken en temel adımlardan biridir. Çünkü kadınların güvenli olmadığı bir yerde, hiçbirimiz gerçekten güvende değiliz. 

Başta emekçi kadınlarımız olmak üzere, hayatımıza değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarız.” İfadeleri yer aldı.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vezirkopruozlem.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.