CHP İlçe Başkanlığı’nda Basın Açıklaması “Nasıl Bir Toplum Olduk?”
CHP İlçe Başkanlığı’nda Basın Açıklaması “Nasıl Bir Toplum Olduk?”
Hiçbir olayı muhakeme etmeyen, her alınan karara el kaldırıp kafa sallayan; yönetenler ne yaparsa yapsın, doğrusuna da yanlışına da “evet” diyen bir toplum hâline geldik.
Burada sanırım her birey kendi küçük çıkarlarını düşünüyor. “Ya işim düşerse, ya yapılacak bir işim bile olmazsa” endişesiyle hareket ediliyor. Ancak bu anlayışla ülke adına, ilçe adına yanlışlar üst üste gelmeye devam ediyor.
İlçemizde yapılacak TOKİ inşaat alanının arsası adrese teslim şekilde, yukarıdan aşağıya belirlenmiştir. AKP’nin kadın kolları başkanının ailesine ait tarla alınmaktadır. Dışarıda bir liraya alınabilecek tarla, daha yüksek bedelle satın alınmaktadır. Bu etik midir? Takdiri sizlere bırakıyorum.
Devletin ve belediyelerin yaptığı tüm yatırımların parası halkın parasıdır. Bizden alınan vergilerle toplanan bu paraların har vurup harman savurulmasına izin vermeyelim. Herkesten hesap sormak halkın görevidir. En son hesap sandıkta sorulur.
İlçemize meydan ve altına otopark yapılması planlanmaktadır. Bu güzel bir projedir, eleştirmiyoruz. Ancak o alana yalnızca tek kat otopark yapılırsa eleştiririz. Neden iki ya da üç kat olmasın? Bir kere yapıldı mı, yarının ihtiyaçlarına cevap vermeyen, ucube ve atıl bir yapı ortaya çıkar. Şimdiden ileriye dönük düşünerek yerin altına en az iki ya da üç kat otopark yapılmalıdır. Aksi takdirde hem güzel projeye hem de ilçemizin otopark sorununa yazık edilir.
Umarız daha işin başındayken aklıselim davranılır ve doğru kararlar alınır. İlçemizin otopark sorunu ancak birkaç noktaya yapılacak katlı otoparklarla rahatlatılabilir. Kökten çözüm elbette zordur.
Belediyeler ve hükümetler günlük, geçici çözümler üretemez. En az yüz yılı kapsayan planlamalar yapmak zorundadır. Altyapı hizmetleri; kanalizasyon, su, elektrik, internet, doğalgaz, telefon gibi temel haklar, en az 80–100 yıl sorun çıkarmayacak şekilde planlanmalıdır. Ancak bizde önce belediye yapar, ardından elektrik, doğalgaz, internet için tekrar kazılır, tekrar yapılır. Bu süreçte birilerinin cebine milyonlar girerken, halkın cebinden para çıkar.
Hiç kimse hastane, yol, köprü, havaalanı gibi yatırımlara karşı değildir. Ancak yap-işlet-devret modeliyle bir liraya yapılacak bir işi on, on beş liraya mal edip toplumu 25–30 yıl borç altına sokarsanız buna karşıyız. Köprü, yol ve havaalanlarından geçenlerin ödediği yetmezmiş gibi, devletin kasasından da ek ödemeler yapılmaktadır. Bunun neresi yap-işlet-devret modelidir?
İktidar ve ortakları asgari ücreti 28 bin lira yaparken halkın gerçek durumunu düşünmemiştir. Açlık sınırı 30 bin liranın üzerindedir. Emekli maaşlarının ise 19 bin lira olması beklenmektedir. Bizim seçtiklerimiz, açlıkla mücadele eden, borç batağında yaşayan yoksulu görmezden gelmektedir.
Denetlenebilen, şeffaf ve hesap verebilen bir parlamenter sistem gereklidir. Milletvekillerini ve parti yöneticilerini halkın belirlediği, para şartlarının farklı adlar altında dayatılmadığı bir seçim ortamı oluşturulmalıdır.
Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

