Bir arkadaşımızın kaleme aldığı bir yazıyı okurken aklıma başka bir soru geldi:
İnsanı makam mı büyütür, yoksa duruşu mu?
Koltuk değişir.
Makam değişir.
İnsanların size bakışı değişebilir.
Ama insanın kendine bakışı değişmemeli.
Bazıları hayatı düz bir çizgide yürümek sanır. Oysa hayat bazen sağa, bazen sola götürür insanı.
Zikzak çizebiliriz; ama karakterimiz zikzak çizmemeli.
Bugün yanında olanın yarın yanında olmayacağını bilmek gerekir.
Bugün açılan kapıların yarın kapanabileceğini de…
Asıl mesele, kapılar açıkken kim olduğumuz değil; kapılar kapandığında kim olarak kalabildiğimizdir.
Makam insanı tanıtmaz.
Makam, insanın nasıl biri olduğunu ortaya çıkarır.
Bir insan koltuğundayken herkese tepeden bakıyorsa, koltuk gittiğinde geriye bakacak çok az şey bırakır.
Ama insan görevdeyken de, görevden ayrıldığında da aynı saygıyı taşıyabiliyorsa…
İşte orada makam değil, karakter konuşur.
Bizim meselemiz kimseyi küçültmek değil.
Tam tersine, hep birlikte şunu hatırlamak:
Koltuklar geçici, insanlık kalıcıdır.
Bugün bir makamda olan yarın başka bir yerde olabilir.
Bugün alkışlanan yarın sessizliğe çekilebilir.
Hayat böyledir.
Önemli olan yolun düz mü, zikzak mı olduğu değil;
o yolda insanlığımızı kaybetmeden yürüyebilmek.
Çünkü makam insanı yükseltmez.
İnsanın duruşu, bulunduğu makamı değerli kılar.
Ve belki de hayatın en güzel hesabı şudur:
Koltuk boşaldığında arkanızdan kaç kişinin geldiği değil,
kaç kişinin “İyi bir insandı” diyebildiğidir.
Az söz, çok anlam.
Az şikâyet, çok umut.
Az beklemek, biraz daha çok adım.
Koltuklar değişir…
Yollar değişir…
İnsanlar değişir…
Ama güzel bir insanın bıraktığı iz, makamdan daha uzun yaşar.
Kazım İLHAN
Sosyolog – Aile Danışmanı ve Yazar

