Kazım İLHAN
Köşe Yazarı
Kazım İLHAN
 

TOPLUMUN NEFESİ: Kapadokya'dan Yükselen Soru: İnsan Hayatı Ne Kadar Değerli?

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda Kapadokya'dan gelen acı haber hepimizi derinden üzdü. Göreme Açık Hava Müzesi girişinde bir peri bacasının çökmesi sonucu üç insanımız hayatını kaybetti, beş kişi yaralandı. Bir tarafta milyonlarca yıllık doğal güzellikler, diğer tarafta ziyaret etmek, görmek ve hatıra biriktirmek için oraya gelen insanlar... Peki, biz bu olaydan ne anlamalıyız? Kapadokya yalnızca Nevşehir'in değil, Türkiye'nin dünyaya açılan doğal ve kültürel miraslarından biridir. Yerli ve yabancı milyonlarca ziyaretçinin ilgisini çeken bu eşsiz coğrafya, aynı zamanda ciddi bir koruma ve güvenlik sorumluluğu gerektiriyor. Bir doğal oluşumun zarar görmesi elbette üzücüdür. Ancak insan hayatının kaybedilmesi, üzerinde çok daha fazla düşünmemiz gereken bir gerçektir. Biz neden önlem almak için bir felaket yaşanmasını bekliyoruz? Türkiye deprem yaşadı, sel yaşadı, heyelan yaşadı. Her olayın ardından toplantılar yapıldı, açıklamalar yayımlandı, tedbirlerin artırılacağı söylendi. Peki, riskli bölgelerde çalışmalar neden daha hızlı ilerlemiyor? Kapadokya'da daha önce de kaya düşmeleri ve peri bacalarında çökmeler yaşandığı biliniyor. Üstelik riskli olduğu belirlenen bazı yapılar için projeler hazırlanmış olmasına rağmen müdahalelerin tamamlanamadığı yönünde bilgiler bulunuyor. Burada sormamız gereken sorular var: Riskli alanların tamamı bilimsel yöntemlerle incelendi mi? Ziyaretçilerin kullandığı güzergâhlar güvenlik açısından değerlendirildi mi? Otoparklar, giriş ve çıkış noktaları, acil tahliye imkânları yeterli mi? Bir tehlike tespit edildiğinde ziyaretçilerin can güvenliği için hangi tedbirler alınıyor? Bunlar suçlama değil, cevap bekleyen kamu yararına ilişkin sorulardır. Bir başka konu da kaynakların kullanımıdır. Kapadokya gibi uluslararası öneme sahip turizm bölgelerinde ziyaretçilerden giriş ücretleri alınıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının açıklamasına göre müze ve ören yeri gelirleri bakım, onarım ve benzeri hizmetlerde değerlendiriliyor. O hâlde bu eşsiz mirasın korunmasına, risklerin azaltılmasına ve ziyaretçilerin güvenliğine ayrılan kaynakların da şeffaf biçimde ortaya konulması gerekir. Çünkü turizm yalnızca ziyaretçi sayısı ve ekonomik kazanç değildir. Turizm aynı zamanda insan hayatını, doğal mirası ve gelecek nesillerin hakkını koruma sorumluluğudur. Kapadokya'da üniversitelerimizin, bilim insanlarımızın, jeoloji ve mühendislik alanındaki uzmanlarımızın bilgi ve birikiminden daha fazla yararlanılmalıdır. Yerel yönetimler, Kapadokya Alan Başkanlığı, ilgili bakanlıklar ve bütün kamu kurumları ortak bir anlayışla hareket etmelidir. Öncelik, en çok ziyaret edilen yerler kadar, can kaybı riski en yüksek bölgelerde olmalıdır. Çünkü önlem almak, felaket sonrasında açıklama yapmaktan daha değerlidir. Bugün Kapadokya'da yaşanan acı, yarın başka bir şehirde yaşanmayacağının garantisi değildir. Depremde, selde, heyelanda veya kaya düşmesinde kaybettiğimiz her can bize aynı gerçeği hatırlatıyor: İnsan hayatı hiçbir bütçenin, hiçbir projenin ve hiçbir gecikmenin gerisinde kalmamalıdır. Bizler felaketlerden sonra üzülmeyi değil, felaketler yaşanmadan önce önlem almayı öğrenmeliyiz. Çünkü bir insanın hayatını kurtarmak, bir felaketten sonra verilen sözlerden çok daha kıymetlidir. Kıssadan hisse: Bir peri bacasının yıkılması milyonlarca yıllık bir doğa mirasının zarar görmesidir. Ancak o kayanın altında bir insan hayatını kaybediyorsa, mesele artık yalnızca doğayı korumak değildir. Mesele insanı korumaktır. Kazım İLHAN Sosyolog / Aile Danışmanı / Yazar  
Ekleme Tarihi: 02 Kasım 2026 -Pazartesi
Kazım İLHAN

TOPLUMUN NEFESİ: Kapadokya'dan Yükselen Soru: İnsan Hayatı Ne Kadar Değerli?

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda Kapadokya'dan gelen acı haber hepimizi derinden üzdü. Göreme Açık Hava Müzesi girişinde bir peri bacasının çökmesi sonucu üç insanımız hayatını kaybetti, beş kişi yaralandı.

Bir tarafta milyonlarca yıllık doğal güzellikler, diğer tarafta ziyaret etmek, görmek ve hatıra biriktirmek için oraya gelen insanlar...

Peki, biz bu olaydan ne anlamalıyız?

Kapadokya yalnızca Nevşehir'in değil, Türkiye'nin dünyaya açılan doğal ve kültürel miraslarından biridir. Yerli ve yabancı milyonlarca ziyaretçinin ilgisini çeken bu eşsiz coğrafya, aynı zamanda ciddi bir koruma ve güvenlik sorumluluğu gerektiriyor.

Bir doğal oluşumun zarar görmesi elbette üzücüdür. Ancak insan hayatının kaybedilmesi, üzerinde çok daha fazla düşünmemiz gereken bir gerçektir.

Biz neden önlem almak için bir felaket yaşanmasını bekliyoruz?

Türkiye deprem yaşadı, sel yaşadı, heyelan yaşadı. Her olayın ardından toplantılar yapıldı, açıklamalar yayımlandı, tedbirlerin artırılacağı söylendi.

Peki, riskli bölgelerde çalışmalar neden daha hızlı ilerlemiyor?

Kapadokya'da daha önce de kaya düşmeleri ve peri bacalarında çökmeler yaşandığı biliniyor. Üstelik riskli olduğu belirlenen bazı yapılar için projeler hazırlanmış olmasına rağmen müdahalelerin tamamlanamadığı yönünde bilgiler bulunuyor.

Burada sormamız gereken sorular var:

Riskli alanların tamamı bilimsel yöntemlerle incelendi mi?

Ziyaretçilerin kullandığı güzergâhlar güvenlik açısından değerlendirildi mi?

Otoparklar, giriş ve çıkış noktaları, acil tahliye imkânları yeterli mi?

Bir tehlike tespit edildiğinde ziyaretçilerin can güvenliği için hangi tedbirler alınıyor?

Bunlar suçlama değil, cevap bekleyen kamu yararına ilişkin sorulardır.

Bir başka konu da kaynakların kullanımıdır.

Kapadokya gibi uluslararası öneme sahip turizm bölgelerinde ziyaretçilerden giriş ücretleri alınıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının açıklamasına göre müze ve ören yeri gelirleri bakım, onarım ve benzeri hizmetlerde değerlendiriliyor.

O hâlde bu eşsiz mirasın korunmasına, risklerin azaltılmasına ve ziyaretçilerin güvenliğine ayrılan kaynakların da şeffaf biçimde ortaya konulması gerekir.

Çünkü turizm yalnızca ziyaretçi sayısı ve ekonomik kazanç değildir. Turizm aynı zamanda insan hayatını, doğal mirası ve gelecek nesillerin hakkını koruma sorumluluğudur.

Kapadokya'da üniversitelerimizin, bilim insanlarımızın, jeoloji ve mühendislik alanındaki uzmanlarımızın bilgi ve birikiminden daha fazla yararlanılmalıdır.

Yerel yönetimler, Kapadokya Alan Başkanlığı, ilgili bakanlıklar ve bütün kamu kurumları ortak bir anlayışla hareket etmelidir.

Öncelik, en çok ziyaret edilen yerler kadar, can kaybı riski en yüksek bölgelerde olmalıdır.

Çünkü önlem almak, felaket sonrasında açıklama yapmaktan daha değerlidir.

Bugün Kapadokya'da yaşanan acı, yarın başka bir şehirde yaşanmayacağının garantisi değildir.

Depremde, selde, heyelanda veya kaya düşmesinde kaybettiğimiz her can bize aynı gerçeği hatırlatıyor:

İnsan hayatı hiçbir bütçenin, hiçbir projenin ve hiçbir gecikmenin gerisinde kalmamalıdır.

Bizler felaketlerden sonra üzülmeyi değil, felaketler yaşanmadan önce önlem almayı öğrenmeliyiz.

Çünkü bir insanın hayatını kurtarmak, bir felaketten sonra verilen sözlerden çok daha kıymetlidir.

Kıssadan hisse:

Bir peri bacasının yıkılması milyonlarca yıllık bir doğa mirasının zarar görmesidir. Ancak o kayanın altında bir insan hayatını kaybediyorsa, mesele artık yalnızca doğayı korumak değildir.

Mesele insanı korumaktır.

Kazım İLHAN

Sosyolog / Aile Danışmanı / Yazar

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vezirkopruozlem.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.