Vezirköprü’nün gündeminin ilk sırasında, ekim ayında yapılması planlanan Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yer alıyor.
Üç adayın ve listelerinin yarışacağı seçimlerin sonucunda kim kazanırsa kazansın, asıl kazananın Vezirköprü olması gerektiğini düşünüyorum.
Geçmiş dönemlerde tek adayla gidilen Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde, o günün başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin oda üyelerini ziyaret etme gereği dahi duymadığına şahit olduk.
Hatta seçimlerde yeterli çoğunluk sağlanamadığı için üyeler, oy kullanmaları amacıyla telefonla aranmıştı.
Bugün ise Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası’nın birbirinden değerli üyeleri, 2026 seçimlerinde üç adayın yarışacak olmasından dolayı oldukça şanslı.
Çünkü demokrasinin en güzel yanlarından biri, seçilecek kişilerin, kendilerini seçecek insanların kapısını çalma ve onların görüşlerini dinleme zorunluluğunu hissetmesidir. Bu durum, demokrasinin ne kadar kıymetli olduğunun da önemli bir göstergesidir.
Seçimler sayesinde sahada Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası üyeleriyle daha geniş kapsamlı sohbet etme; onların sorunlarını, önerilerini ve eleştirilerini doğrudan dinleme fırsatı buluyoruz.
Üyelerin beklentileri aslında son derece açık ve makul.
Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri; şeffaflık, katılımcılık, ortak akıl ve ulaşılabilirlik ilkelerinin hâkim olduğu bir yönetim anlayışı istiyor.
İş başına gelecek yönetimin eleştirilere ve önerilere açık olmasını, “ben yaptım, oldu” anlayışından uzak durmasını ve Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası’nı olması gereken noktaya taşımasını bekliyorlar.
Üyeler, faaliyet gösterdikleri sektörlerde mesleki eğitimlerin düzenlenmesini, sektördeki değişim ve yeniliklerin yakından takip edilmesini ve sektörel fuarlara düzenli katılım sağlanmasını istiyor.
Oda üyelerinin finansmana erişimini kolaylaştıracak, uygun ve cazip kredi imkânlarının sağlanması konusunda çalışmalar yapılmasını da önemli bir beklenti olarak dile getiriyorlar.
Üyelerin en önemli taleplerinden biri ise Ticaret ve Sanayi Odası’nın yalnızca aidat toplayan bir kurum olmaktan çıkarılması. Üyeler, karşılaştıkları sorunlarda çözüm üreten, onların yanında olan ve gerektiğinde ilgili kurumlar nezdinde girişimlerde bulunan aktif bir meslek kuruluşu görmek istiyor.
Bir diğer önemli konu ise istihdam.
Vezirköprü’de işsizliğin azaltılması ve yeni istihdam alanlarının oluşturulması için yatırımların ilçeye kazandırılmasında Ticaret ve Sanayi Odası’nın öncü bir rol üstlenmesi isteniyor.
Özellikle Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi konusunda odanın daha aktif olması gerektiği ifade ediliyor. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası üzerinden sürdürülen çalışmalarda Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası’nın da sürece ortak olması, üyelerin önemli beklentileri arasında.
Bununla birlikte Vezirköprü’de Karma OSB’nin yanı sıra besi ve sera organize sanayi bölgeleri gibi yeni üretim alanlarının oluşturulması da ilçenin ekonomik geleceği açısından önemli görülüyor.
Bir başka dikkat çeken beklenti ise yönetim kadrosuyla ilgili.
Vezirköprü TSO üyeleri; yönetim kurulu başkanının ve yönetim kurulu üyelerinin devlet kurumlarının işleyişini bilen, liyakat sahibi, tecrübeli ve iş dünyasının sorunlarına hâkim iş insanlarından oluşmasını istiyor.
Aslında Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası üyelerinin talepleri ne sıra dışı ne de ulaşılması imkânsız talepler.
Bu nedenle 2026 Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde yarışın yalnızca “kim kazanacak?” sorusu üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Asıl soru şu olmalı:
Kim kazanırsa kazansın, Vezirköprü Ticaret ve Sanayi Odası bundan sonra üyelerine ne kadar dokunacak, ilçenin ekonomik gelişimine ne kadar katkı sağlayacak ve Vezirköprü’nün geleceğine ne kadar değer katacak?
Üç adayın yarıştığı bu seçim, Vezirköprü için önemli bir fırsattır.
Daha çok konuşulan, daha çok dinleyen, daha çok üreten ve üyelerinin sorunlarına daha fazla çözüm arayan bir Ticaret ve Sanayi Odası için…
Sonuç ne olursa olsun, kazanan Vezirköprü olmalı.
