Hanife AYGÜN Klinik Psikolog
Köşe Yazarı
Hanife AYGÜN Klinik Psikolog
 

SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU (SOSYAL FOBİ) NEDİR?

Sosyal anksiyete bozukluğu, kişinin sosyalleşmeye dair korkularının olması ve bu korkularından kaçınma eğiliminde bulunduğu kısır bir döngü olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal fobi, başkalarının varlığı ile ilgili mantıklı olmayan, ısrarlı bir korkudur. Sosyal fobiye sahip birey sosyal ortamlarda veya performans gerektiren durumlarda rezil olacağı, utanç duyacağı biçimde davranacağı ya da olumsuz değerlendirilip aşağılanacağı konusunda belirgin ve sürekli kaygı duyar. Sosyal fobi genellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde başlayan, yaygın rastlanan bir bozukluktur. Yaşam boyu görülme oranı %2-13 aralığındadır. Diğer fobilerin aksine sosyal fobi, kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür. Sosyal fobi sınırlayıcı bir bozukluk olabilir. Fobik kişi, genellikle değerlendirilebileceği durumlardan kaçınır ve kaçınamadığı durumlarda kaygı belirtileri göstererek utangaç bir tutum sergiler. Dışarıda yemek yemek, topluluk karşısında konuşma yapmak ya da performans sergileme, ortak tuvaletleri kullanmak ya da başkalarının varlığında herhangi bir iş yapmak bu kişiler için aşırı kaygı vericidir. Sosyal fobik kişiler topluluk içine girmek zorunda kalınca yüz kızarması, el titremesi, bulantı, kalp çarpıntısı, terleme, kusma korkusu, gözlerde sulanma gibi bedensel belirtiler sergiler ve bu belirtilerin topluluk içinde herkes tarafından fark edileceğinden korkarlar. Bu durumda topluluk içine girmekten kaçınırlar. Sosyal fobik bireyler sosyal ortama girdiklerinde akıllarından binlerce düşünce geçmesine rağmen bunlar aşağıdaki gibi iki başlık altında toplanabilir: 1. “Her seferinde aynı şeyler olacak” 2. “Bana aptal, anormal, işe yaramaz vb. diyecekler” Son yıllarda yapılan araştırmalar tarafından bu iki düşünceye ek olarak “başkalarına rahatsızlık vereceğim” düşüncesi de eklenmiştir. Sosyal fobi belirtilerinin en sık görüldüğü durumlar aşağıda sıralanmıştır: 1. Başkalarına tanıştırılma 2. Misafir kabul etme 3. Bir iş yaparken izlenme 4. Restoranda yemek yeme 5. Başkalarının önünde yazı yazma 6. Umumi tuvaletleri kullanma 7. Topluluk karşısında konuşma 8. İlgi odağı olma 9. Karşı cinsle ilişki kurma Eğer kişide; sosyal ortamlarda ya da performans gösterilmesi gereken durumlarda aşağılanmasına ve utanç duymasına neden olabilecek biçimde bir davranış göstereceğine ilişkin belirgin ve inatçı korku varsa bu durum normalin üzerindeyse, kişi bu nedenle sosyal ortamlara girmiyorsa ve ailevi, mesleki ve sosyal yaşamı kısıtlanıyorsa “sosyal fobi” tanısı koyulabilir. Sosyal fobi tedavisi olan bir rahatsızlıktır. Kişinin durumuna göre bazen tek başına psikoterapi bazen de ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi uygulanabilir. Unutulmamalıdır ki, her şeyden önce sosyal fobinin hastalık olduğunun kabul edilmesi gerekir. Toplum tarafından bu özelliklerin “efendilik” olarak kabul edilmesi kişileri tedavi arayışından alıkoyar. Bu durumun da iş, arkadaş ve kendine güven kaybı gibi birçok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.
Ekleme Tarihi: 29 Ağustos 2023 - Salı
Hanife AYGÜN Klinik Psikolog

SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU (SOSYAL FOBİ) NEDİR?

Sosyal anksiyete bozukluğu, kişinin sosyalleşmeye dair korkularının olması ve bu korkularından kaçınma eğiliminde bulunduğu kısır bir döngü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sosyal fobi, başkalarının varlığı ile ilgili mantıklı olmayan, ısrarlı bir korkudur. Sosyal fobiye sahip birey sosyal ortamlarda veya performans gerektiren durumlarda rezil olacağı, utanç duyacağı biçimde davranacağı ya da olumsuz değerlendirilip aşağılanacağı konusunda belirgin ve sürekli kaygı duyar.
Sosyal fobi genellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde başlayan, yaygın rastlanan bir bozukluktur. Yaşam boyu görülme oranı %2-13 aralığındadır. Diğer fobilerin aksine sosyal fobi, kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür.
Sosyal fobi sınırlayıcı bir bozukluk olabilir. Fobik kişi, genellikle değerlendirilebileceği durumlardan kaçınır ve kaçınamadığı durumlarda kaygı belirtileri göstererek utangaç bir tutum sergiler. Dışarıda yemek yemek, topluluk karşısında konuşma yapmak ya da performans sergileme, ortak tuvaletleri kullanmak ya da başkalarının varlığında herhangi bir iş yapmak bu kişiler için aşırı kaygı vericidir.
Sosyal fobik kişiler topluluk içine girmek zorunda kalınca yüz kızarması, el titremesi, bulantı, kalp çarpıntısı, terleme, kusma korkusu, gözlerde sulanma gibi bedensel belirtiler sergiler ve bu belirtilerin topluluk içinde herkes tarafından fark edileceğinden korkarlar. Bu durumda topluluk içine girmekten kaçınırlar.
Sosyal fobik bireyler sosyal ortama girdiklerinde akıllarından binlerce düşünce geçmesine rağmen bunlar aşağıdaki gibi iki başlık altında toplanabilir:
1. “Her seferinde aynı şeyler olacak”
2. “Bana aptal, anormal, işe yaramaz vb. diyecekler”
Son yıllarda yapılan araştırmalar tarafından bu iki düşünceye ek olarak “başkalarına rahatsızlık vereceğim” düşüncesi de eklenmiştir.
Sosyal fobi belirtilerinin en sık görüldüğü durumlar aşağıda sıralanmıştır:
1. Başkalarına tanıştırılma
2. Misafir kabul etme
3. Bir iş yaparken izlenme
4. Restoranda yemek yeme
5. Başkalarının önünde yazı yazma
6. Umumi tuvaletleri kullanma
7. Topluluk karşısında konuşma
8. İlgi odağı olma
9. Karşı cinsle ilişki kurma
Eğer kişide;
sosyal ortamlarda ya da performans gösterilmesi gereken durumlarda aşağılanmasına ve utanç duymasına neden olabilecek biçimde bir davranış göstereceğine ilişkin belirgin ve inatçı korku varsa bu durum normalin üzerindeyse, kişi bu nedenle sosyal ortamlara girmiyorsa ve ailevi, mesleki ve sosyal yaşamı kısıtlanıyorsa “sosyal fobi” tanısı koyulabilir.
Sosyal fobi tedavisi olan bir rahatsızlıktır. Kişinin durumuna göre bazen tek başına psikoterapi bazen de ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi uygulanabilir.
Unutulmamalıdır ki, her şeyden önce sosyal fobinin hastalık olduğunun kabul edilmesi gerekir. Toplum tarafından bu özelliklerin “efendilik” olarak kabul edilmesi kişileri tedavi arayışından alıkoyar. Bu durumun da iş, arkadaş ve kendine güven kaybı gibi birçok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vezirkopruozlem.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.