Yazı Detayı
14 Şubat 2020 - Cuma 16:58 Bu yazı 336 kez okundu
 
Bir ışık olmak
Kadir VERAL
kadirvrl2@gmail.com
 
 

Henüz sekiz ya da dokuz yaşlarında yakalanmıştı bu lanet hastalığa, akranları gibi anasının, babasının göz bebeğiydi. Özellikle babasının kendisini ne kadar çok sevdiğini bilir, bu sevgiyle kendini güvende hisseder, mutlu olurdu. Yüzünde her daim sevimli bir tebessüm olurdu. Kapkara gözleri ışıl ışıldı. Çoğu zaman mahcup ve utangaç bir kızdı.


Yaşadığı yer tipik bir köy, gittiği okul tipik bir köy okuluydu.  Öğretmenini, arkadaşlarını, birde türkçe dersini çok severdi. Hikaye kitaplarını okumayı, resimlerine bakarken öykünün içerisinde kaybolmanın verdiği hazzı hiçbir şeye değişmezdi. Öğretmeni, Öznur’un bu özelliğini bildiği için her hafta ona değişik kitaplar getirir, okumaya teşvik ederdi. Bu yüzden olsa gerek oda büyüdüğünde köy öğretmeni olup, kendisi gibi köy çocuklarına ışık olma hayalini kurardı.


Bahar aylarıydı güneş aydınlığını,  sıcaklığını,  cömertçe sunduğu bir günde öğretmeni tüm sınıfı okul bahçesine çıkartıp, doğa resmi çizmelerini istemişti. Okul bahçesi çocukların oyun oynayabilmelerine, doya doya koşabilmelerine, ya da başka etkinliklerin yapılması için oldukça müsaitti. Öğretmenleri tüm sınıftan karşı tepenin resmini yapmalarını istemişti.  Öznur’da defterini, boyalarını çıkardı tam resme başlamak üzeriyken burnundan defterinin üzerine kan damlaları düşmeye başladı. Öğretmenim diyemeden oracığa yığılı verdi!


Gözlerini açtığından kendisini bir hastane odasında buldu. Babası, annesi, öğretmeni hepsi başucundaydı. Babasının gözyaşları yanaklarına doğru süzülüyor, bir yandan elleri biriciğinin saçları arasında geziniyor, dudaklarından sevgi sözcükleri dökülüyordu. Artık sonu gelmez yolculuklar, tarifsiz acılar, doktorlar, ilaçlar, dökülen saçlar, uykusuz ve okulsuz günler sırada Öznur’u bekliyordu. Malesef kan kanseri (lösemi) teşhisi konmuştu. Babası sıradan bir çiftçi idi. Önce ineğini, sonra traktörünü, en sonunda da elinde kalan üç beş dönüm tarlasını da satmak zorunda kalmıştı. Babası Öznur’u doktor doktor gezdirirken, abisi evin yükünü omuzlamak zorunda kalmış, okuldan ayrılarak soluğu Ankara’da inşaat sahalarında almıştı. Günler peş peşe aynı koşuşturma içerisinde sürerken, bazen hastalığın seyrinde düzelmeler, iyileşecek, yeniden aramıza dönecek  sözcükleri arasında kocaman bir ömür geçmişti. 


Öznur’un hastalığıyla tüm ailenin yaşamı alt üst olmuştu. Herkesin tek derdi evin bir tanesinin bir an önce iyileşerek ailesine, okuluna, arkadaşlarına, öğretmenine kavuşmasıydı. Ama öyle olmadı, bu hastalık Öznur’un vücudunu darmadağın etti, bir sürü ameliyata girdi. Çocukluğunu hastane odalarında, bugün nasılsın sorusuna verdiği anlamsız iyiyim! Sözcükleriyle geçirdi. Evinden çok hastanelerde uyudu  uyandı. Babası onu hiç yalnız bırakmadı. Bu süreç on yıl süren mücadelenin ardından yine bir hastane odasında son buldu. O,  bir melek olup giderken, küçücük kanatlarının arasına babasının yarısını da almış, geriye sadece hüzün bırakmıştı. 


Yukarıdaki anlatılanlar bizzat benim tanık olduğum yaşanmış bir durumdur. Şu anda ülke genelinde 36.930 kişi  lösemi ile mücadele etmektedir.  Onlara destek veren LÖSEV’E  gönüllü sayısı 3.724.619 dur. Löseminin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, bazı durumların lösemi riskini artırdığı bilinmektedir. Bu durumlara “risk faktörü” denir ve risk faktörleri şu şekilde sıralanmaktadır.  Radyasyona, bazı kimyasallara maruz kalmak, başka bir kanser için kemoterapi tedavisi görmüş olmak,  down sendromu, sigara kullanmak, bazı kan hastalıkları ve diğer genetik sorunlar olarak sıralanmaktadır.


Bir çocuğun gülümsemesinden daha değerli ne olabilir? HAYDİ siz de gönüllü olun. Yaşama bir el de siz verin!     


Kök hücre bağışı için: 0 (362) 457 5565
Gönüllü ol sende LÖSEV ailesinde yerini al. 0 (312) 666 7 666
Bağış yap: https://www.losev.org.tr/v6/bagis
Kaynak: LÖSEV VAKFI 

 
Etiketler: Bir, ışık, olmak, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı