19/10/2019
Haber Detayı
30 Kasım 2019 - Cumartesi 09:53 Bu haber 1346 kez okundu
 
Suyun Gücü - Muammer Cebeci'nin kaleminden
YEREL Haberi
Suyun Gücü - Muammer Cebeci'nin kaleminden

Ülkemizin sınırları  içinde doğup, sınırları içinde denize dökülen en uzun nehri olan Kızılırmak 1355 km. uzunluğundadır. Sivas sınırları içinde doğan nehir, 9 il toprağını bereketlendirdikten sonra İlimizin Bafra ilçesinden Karadeniz’le buluşmaktadır.


Bu uzun serüveninde ilçemiz sınırları içinde de yola devam eden koca nehir, yaklaşık 200 km. sonra Bafra Ovasını sulayıp, denize akar. Bafra Ovası ülkemizin en büyük ve verimli ovalarından birisidir. Ovada yetişen sebze, meyve, zahire, bakliyat sadece Bafra’yı değil, çevre il ilçeleri doyurmaktadır. Kızılırmak’ın bu uzun maratonu esnasında nehir yataklarından topladığı alüvyonları bırakması sonucu oluşan ova, Bafra’nın en büyük ekonomik güçlerinden birisidir.


Bu ova 1960’lı yıllara kadar balçık ve bataklıktan girilmeyen bir bölgedir. Bu nedenle zirai üretimi az olan Bafra’yı besleyen yöre Vezirköprü olmuştur. (1) Motorlu araçlar yaygınlaşıncaya kadar. Vezirköprü’de üretilen zahirenin bir kısmı Vezirköprü’ye yakın olan Kızılırmak kenarında ki kayıkbaşlarından, kayıklarla Bafra’ya taşınmıştır. İnsan ve mal nakliyatının at, eşek, katır, deve gibi yük hayvanlarından oluşan kervanlarla taşındığı dönemlerde, Kızılırmak’ın yaklaşık 200 km. yol katedip, Vezirköprü topraklarını aşıp, Bafra’ya ulaşması insanları ırmak yolu ile nakliyata sevk etmiştir. Nehir kenarı ve yakınında yaşayan kırsal kesim insanları nehir kenarlarına, kayıkbaşı denilen iskeleleri oluşturmuşlardır. Hem karşıdan karşıya insan ve mal sevkiyatını sağlayan sal ve kayıklar, aynı zamanda suyun akıntısını da kullanarak nehir yolu boyunca nakliyat yapmışlardır. Bu bölge insanının en büyük gelir kaynaklarından birisi bu olmuştur.


1960’lı yıllara kadar devam eden kayıklarla Vezirköprü’den Bafra’ya zahire taşıma işinde, günde 30-40 kayık Bafra’ya zahire indirirmiş.(1) Bu nakliyatı yapan kayıklar 14-15 mt. boyunda olup, çok miktarda yük taşıma özelliğine sahiptir.(1) Bu işi yapan köylülerin çoğunluğu Çaltu, Çeltek, Kuruçay,Igdır, Bengü vs. nehir kenarı ve yakını köylerin sakinleridir.Dönüşte akıntıya karşı giderken,rüzgar müsaitse yelkenler açılarak daha kısa sürede geri dönülürmüş.(1)


Yine Bafra’nın ekonomik güç kaynaklarından biri olan kereste fabrikası 1929 yılında yapılmıştır. O zamanın ulaşım şartları düşünülerek fabrika Kızılırmak kenarına kurulmuştur. Amaç ham madde olan tomruğun, ırmak yoluyla fabrikaya ulaştırılması… Fabrikanın yapımından itibaren ihtiyaç olan tomrukların önemli bir bölümü Vezirköprü Kunduz Ormanlarından temin edilmiştir. Bu işin nakliyatı ise ihale ile verilmekteydi. İşte yukarda ki fotoğrafta sağ tarafta görünen şapkalı kişi bu işin ihalesini alıp, çalıştırdığı işçilerle nakliyatı yaptıran Asaf Saraçoğlu’dur. (2) 1957-1960 yılları arasında Samsun Milletvekili olan Asaf Saraçoğlu, milletvekilliği öncesi nakliyat işinin ihalesini almıştır.(2)


Kunduz Ormanlarından, Bafra Kereste Fabrikasına Kızılırmak yoluyla yapılan nakliyat, yılda 2-3 defa iklime, suyun debisi gibi şartlara göre yapılırdı. Ormanlardan kesilen tomruklar nehir kenarına istif yapılırdı. Tomrukların nehre atılması işine döküm, bu işi yapan işçilere dökümcü veya maktacı  adı veriliyordu. Döküm işlemi yapıldıktan sonra, akıntıya verilen tomruklar Bafra’ya doğru hareket ediyor. Sal üstünde yol alan işçiler kenara takılan tomrukları ellerinde ki kancalı sopalarla çekerek, akıntıya veriyorlar. Yine tomrukların yol boyunca çalınmaması için tedbirler alınıyor. Bu nakllde, tomrukların kayalara çarpıp, kırılması ve çalıntı olaylarından yüzde 40’a kadar zayiat verilmesi söz konusudur.1954 yılında yapılan bir dökümde 57000 tomruk Kızılırmak akıntısına bırakılıyor.(1) Kızılırmak üzeri tomruklarla kaplanıyor. Dökümcülerin tomruklarla mücadelesi tam 34 gün sürüyor.(1) Bu süre sonunda Bafra’ya ulaşılıyor. Bu mesafe yaklaşık 200 km.dir. (1) Dökümcülerin üstünde bulundukları sallarda yiyecekleri, içecekleri, semaverleri vs. ihtiyaçları mevcutmuş. Son derece meşakkatli işin sonunda kayıklarla geriye dönmek 2-3 gün sürüyormuş.

 

Bu işin yapıldığı yıllarda piyasada nakit para dönmüyor. Ticaret daha çok değiş-tokuş (takas) yoluyla yapılıyor. Köy sayısı bir hayli fazla olan Vezirköprü’de esnaf ve zanaatkarın en önemli müşteri kitlesi köylülerdir. Köylülerin geliri ise zahire üretimi yanında hayvancılıktır. İlçeden alışveriş yapan köylünün borcunu ödeme tarihi “Harman veresesi”dir. Hemen bütün esnaf ve zanaatkarlar alacaklarını harmana endekslerler. Harman zamanı da alacaklarını genelde zahire olarak alırlar. İşte böyle bir ortamda nehir yolu ile nakliyat yapan işçilerin paralarını nakit olarak alması, ekonomik piyasa için çok önemlidir. 1940-1950’li yıllarda babasının yanında berber çıraklığı yapan, günümüz Orta Camii esnaflarından emekli başçavuş Rıfat Dönmez o günleri şöyle anlattı.” Dökümcülerin para almak için şehre gelmesi, ortalığı bayram yerine çevirirdi. Çünkü piyasaya nakit para girecektir. Malının veya emeğinin büyük kısmını “ Harman Veresesi”ne bağlayan esnaf, dökümcülerin emeklerinin karşılığını nakit olarak alıp, borçlarını kapatmaları ve ihtiyaçlarını da alıp, nakit ödeme yapmaları  piyasayı çok memnun ederdi. Babamla birlikte 2-3 köyün berberlik hizmetlerini alırdık. Köylünün işi yoğun olduğu dönemlerde köylere gidip, tıraşlarını yapardık. Gece köyde kalır. Bütün erkekleri tıraş ettikten sonra dönerdik. Ayda bir bu hizmet verilirdi. Yine köylü şehre geldiği zaman tıraşını olurdu. Bir yıl boyunca bu anlaşmalı köylerin halkından para almazdık. Harman zamanı köylü gelemeyeceği için köylere gidip, emeğimizin bir yıllık karşılığını zahire olarak alırdık. Sadece biz değil çoğu esnaf aynı şeyi yapardı. Topladığımız zahireyi hayvan sırtlarında veya at arabalarıyla şehre getirirdik. O yıllarda bir kişinin bir yıllık tıraş ücreti bir ölçek buğdaydı.(Bunun karşılığı bugün 20-25 Türk lirası arasıdır.) Eskiden emek o kadar ucuzdu.” Dedi.(3)

 

Geçmişimizde bize akıntısının gücü ile ekmek parası kazandıran Kızılırmak, günümüzde de önüne yaptığımız büyük set sonucunda boyunu yükseltmiş ve harika bir kanyon oluşturmuştur. Bu doğa harikası kanyon, her geçen gün daha fazla ilgi odağı olmaktadır. Bacasız fabrika dediğimiz sektör sayesinde daha çok insan ekmek parası kazanacak, ilçemiz daha çok tanınacaktır.

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR
1-VEZİRKÖPRÜ-KUNDUZ ORMANLARINDAN BAFRA KERESTE FABRİKASI’NA KIZILIRMAK ÜZERİNDEN TOMRUK NAKLİYATI- Prof.Dr. Cevdet YILMAZ
2-Ağah SARAÇOĞLU (Asaf Saraçoğlu’nun oğlu)
3-Rıfat DÖNMEZ- Emekli Başçavuş
Kaynak: Editör:
Etiketler: Suyun, Gücü, -, Muammer, Cebeci'nin, kaleminden,
Diğer Fotoğraflar
Diğer fotoğrafları büyük görüntülemek için üzerini tıklayın.
Suyun Gücü - Muammer Cebeci'nin kaleminden
Yorumlar
Haber Yazılımı