Haber Detayı
23 Ekim 2020 - Cuma 16:30 Bu haber 1987 kez okundu
 
Mustafa Akpınar - GELECEK YILLARIN MASALI KORONA VİRÜS!
YEREL Haberi
Mustafa Akpınar - GELECEK YILLARIN MASALI KORONA VİRÜS!

Uzun soluklu bir sürecin içerisindeydik, şartlar gittikçe ağırlaşıyordu. Ortalıkta dolaşan korona adlı virüs bir süre bizi evlere hapsetmişti. Selamsız, misafirsiz geçmeyen günlerimiz yerini sosyal mesafeye bırakmıştı.  Maskeler ayrılmaz bir parçamız haline gelmişti.  O zamanın Sağlık Bakanı Koca, bilim kurulu heyeti ile kararlar almıştı. O zamanın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile istişarelerde bulunmuştu. 20 yaş altına ve 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı getirildi. Sonra hafta sonu yasakları getirildi.  Birbirimizi polis sirenleri ile korkutuyor, şakalaşıyorduk. 

 

Bir Cuma günü zamanın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hafta sonu için sokağa çıkma yasağını saatler kala ilan etti. Bütün herkes marketlere akın etti. Stok yapmak için. Soylu daha sonra istifa etti. Erdoğan ile konuşmaları sonrası göreve devam etti. Karantina ekonomik şartlarımızı iyice zorlamıştı. Aslında kara gün paramız vardı. Fakat kara gün paramız, Cumhurbaşkanımızın “ak akçe kara gündür” dediği para önceden harcanmış meğer. 

 

Sonra devlet bize IBAN attı evladım.  “Biz bize yeteriz Türkiye’m” kampanyası adı altında IBAN paylaştı. Yoksullara yardım elini uzatmak için paralar toplandı. Oradan gelen paralarla yoksullara yardım yapıldı. Herkese ulaştı mı?  Nerden bileyim evladım.  Kampanyaya o dönemin Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 aylık maaşını bağışladı. O zaman Cumhurbaşkanı maaşı ise 81.250 liraydı. Az para değil.  Asgari ücret mi? O zaman asgari ücret 2.324 liraydı. 

 

Neyse devam edelim. Karantinalar bitti. Biz hala tedirginiz ama. Dışarıya çıkmaya korkuyoruz. Fakat evin içerisinde bunalmıştık. Arada dışarıya çıkıyorduk ama. Eğitimler online devam ediyordu. Bir süre sonra vaka sayılarını takip etmeyi bırakmıştım.  Online eğitimler bitmiş. Yaz dönemine girmiştik.  O yaz kritik bir karar verilmişti. İstanbul’un simgesi, Ayasofya müzesi Cami’ye çevrilmişti.  Ayasofya üç din için büyük anlam ifade ediyordu. Ayasofya’nın açılmasına karşı değildim tabii. Fakat Ayasofya camiine insanlar akın edince, sosyal mesafe hiçe sayılınca evde boşuna kaldığımı hissettim.
Daha sonra tatil yapmak isteyenlere 36 ay tatil kredisi verilmişti.  Parası olan Antalya’ya, Muğla’ya akın ediyordu. Vaka sayılarının düşmesini kimse önemsemiyor herhalde dedim. Biz Türk milleti olarak misafirperver olduğumuz için karşı koyamıyorduk bazı şeylere. Düğünlerimiz, cenazelerimiz bitmiyordu. Düğünlerde kimileri sıkı önlemler alırken kimisi saldım çayıra Mevla’m kayıra diyordu. 
Halay çekmenin yöntemini bulmuşlardı hatta. Sosyal mesafeye dikkat çekerek halay çekmek isteyen yurdum insanı çubuklar aracılığı ile temas kuruyorlardı. Sarılmak isteyenler şeffaf poşetler giyip öyle sarılıyordu.  Neyse yaz bitti. Sonbahara girdik insanlar soğukta eve girer, virüs fazla yayılmaz dedim kendi kendime. Millet olarak aşının bulunmasını bir anca istiyorduk. Hayat felç olmuştu. İnsanlar temizlik hastası oldu. Marketten aldığımız ürünleri deterjanla yıkayıp dezenfekte ediyorduk. Kolonya kültürümüzün önemini pandemi dönemi daha iyi anlamıştık.  Paket paket kolonya alıyorduk. Kolonyalar iyice pahalanmıştı. Maske takmak zorunlu hale gelmişti. Maske fiyatları uçmuştu. Dönemin Eğitim bakanı Ziya Selçuk, meslek liseleri ile maske ve dezenfektan üretimine girişmişti.  Pandemi tehlikesine erken tavır koyan ülkelerden birisi olmuştuk. Ama pek iyi bir süreç atlattık denmez.  

 

Biz o dönemin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 aylık maaşını bağışlamasını hoş karşılarken aylar sonra maaşına 6.750 lira zam yaptığı haberini almıştık. O zaman yeni maaşı 88.000 lira olmuştu. Asgari ücretli 2.324 liraydı ama. Varsın 3.000 olsun. Ne işe yarardı ki? Türk parası her gün değer kaybı yaşıyordu. 

 

Hazine Bakanı Albayrak, yani Erdoğan’ın damadı döneminde döviz kuru fırlamıştı. Fakat bu dönem 2001 krizinin aksine halk yazar kasa fırlatmamış, Bakan Albayrak’ın “Dolarla mı maaş alıyorsunuz?” söylemine itimat etmişti. Halk olarak biz pek büyüme görememiştik. İşte evladım daha sonra Fahrettin Koca’nın gerçek verileri söylememesi gündem oldu. Koca, önce “Bundan sonra paylaşacağız ”dedi. Sonra “Yanlış anlaşılmışız Dünya Sağlık Örgüt ile paylaşacağız demek istedim” demişti. Sonra “Halkımıza söylemediğimizi Dünya Sağlık Örgütüne ’de demiyoruz” dedi. Kafamız allak bullak oldu. Adeta bizimle dalga geçiyorlardı.  Neyse evladım bugünlük bu kadar yeter, uyku vakti!

 

+ Dede, bütün bunlar neden oldu? Virüsten mi?


Virüsten değil evladım. Cehaletten. Bilimsellikten uzaklaşıyorduk, ülkeyi tarikatlara teslim ediyorduk, liyakat sahibi olmayan insanları başımıza getiriyorduk. Demokrasiden, insan haklarından uzaklaşıyorduk. Askıda ekmek gibi suni gündemlerle oyalanıyorduk. En önemlisi okuyan bir nesli değersizleştiriyorduk. 


- Hadi iyi geceler evladım!


- İyi geceler, Dede!

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Mustafa, Akpınar, -, GELECEK, YILLARIN, MASALI, KORONA, VİRÜS!,
Yorumlar
Haber Yazılımı